4/11/2009 - dün sabaha karşı kendimle konuştum
 ... ben hep kendime çıkan bir yokuştum, yokuşun başında bir düşman vardı onu vurmaya gittim kendimle vuruştum özdemir asaf
|
|
Bağlantı
|
7/6/2009 - Kahramanım Cyrano de Bercerac'dan geç kalmış dizeler . .
Ya ne yapmak lâzımmış? Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi, Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi, Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı? Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı? İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak, Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak Yoksa nâzırın yüzü gülecek diye bir an Karşısında takla mı atmak lâzım her zaman? İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli? Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim? Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim? İstemem eksik olsun!

Tazıya tut, tavşana Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi? İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda, Marifet şi’re koyup kameri, yıldızları, Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları? İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye, Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye Şiir mecmuası mı bastırmalı? İstemem Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem Meyhane köşesinde dâhi olmak mı hüner? İstemem eksik olsun! Bir tek şiirle yer yer Dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli? İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı? Yoksa ödüm mü kopsun bir Allahın aptalı Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün? Yahut sayıklamak mı lâzım: “Adım görünsün Aman!” diye şu meşhur Mercure ceridesinde İstemem eksik olsun!

Ve tâ son nefesinde Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek, Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek, Karşısında zoraki sırıtmak her abusun. Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun! Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya, Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya, Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya Kalemine sarılmak ve ancak duya duya Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine: Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine, Hoş gör bu çiçekleri, hattâ bu kuru dalı, Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı! Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil, Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.

Ara hakkını hattâ kendi nefsinden bile. Velhasıl bir tufeylî zilletiyle Tırmanma! Varsın boyun olmazın söğüt kadar, Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar? Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!
Edmond Rostand
|
|
Bağlantı
|
23/3/2009 - senden öğrendim

Gittin, kanadı kırık kuştum Sustum, sözlerine küstüm Hani kırılırsın siyaha Nöbet nöbet geceler boyunca, Dün güne dize gelince, Yürek acılara doyunca, O tez dönüsün gec olunca, Kendime tahammülü öğrendim.. Kördüm, bilendim, seni unutmayı öğrendim.. Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim, Acıya duvar gibi durmayı ögrendim, Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi, Köksüz, bağsız durmayı öğrendim.. Vazgectiysen hep sağnak yağışlarımdan, Vazgectiysen bitmek bilmez kışlarımdan, Korkma kimseye ödenecek borcum yok, Yok saymayı ben senden öğrendim..
funda arar
|
|
Bağlantı
|
20/3/2009 - Dağlar

Başım dağ saçlarım kardır, Deli rügarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır.
Şehirler bana bir tuzak, İnsan sohbetleri yasak, Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır.
Kalbime benzer taşları, Heybetli öter kuşları, Göğe yakındır başları; Benim meskenim dağlardır.
Yarimi ellere verin; Sevdamı yellere verin; Elleri bana gönderin: Benim meskenim dağlardır.
Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır. | | | Sabahattin Ali |
|
|
Bağlantı
|
29/1/2009 - GÖÇEBE AŞKLAR - Takvimsiz Ayrılıklar

(Konuştum, yerli yerinde kanadı konuştuğum; adını susmak koydum...)
Ayrılıkları tarih düşürdüm gözlerime. Ardımda alev alev mülteci yalnızlığım ve tarih ‘ölümdür’ dedi bir cellat, ak yeleli tayları dağlarda kuşatarak...
Yaslasam başımı geceye kan kokacaktı, okuduğum kitaplarda eksik kalan bir şeyler. Her akşamda bin özlem: Savrulan... Her adreste bir kimlik: Unutulan...
Şimdi ah desem, geceyi ertelesem, ertelenemez hayat.
Bu acı da yaşanır, ertelenemez Kalabalıklar, merhaba kalabalıklar, kalabalık yalnızlıklar...
Dediler şavkını düşürdün suya, belân karışır toprağa; sese, ışığa ve şarkıya. Deşmez mi acıyı o ses?
Aykırı bir uzaklığım, konuşmayı unuttum... Bozbulanık gecelerde sevişmeyi unuttum...
/Yeter ki yasaktaki tadı kuşanıp, yenibaştan... O yasak özlemleri giyin gel, yenibaştan!/
Şimdi bu göçebe aşklar, takvimsiz ayrılıklar. Artık adın bir ayrıntıdır; mevsimler eskidi, eskidi yollar… Beklemeyi unuttum...
Yılmaz ODABAŞI
|
|
Bağlantı
|
|
Hakkımda
SeSsiZLiğin ANaRşiSi
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım ayşegül taylan yaratiqlarsehri
|